Adamın biri yolda ilerlerken bir bayanı
arabasının lastiği patlamış bir şekilde görür ve yardım etmek için
durur. Uğraşır uğraşır ama bijonları bir türlü sökemez. Sonra kadın
bijon anahtarını alır ve hepsini takır takır söker. Adam ise
şaşkınlıkla: "Aaa nasıl yaptınız?" der. Kadın ise kalın bir sesle: "Ayy
beni Merter E5'te bulabilirsin" der.
Genç bir bayan annesiyle birlikte
doktora gitmiş ve hastalık belirtilerini anlatmış. Doktor: "Soyunun da
bir bakalım" demiş. Genç bayan ise: "Hasta olan ben değilim, annem"
demiş. Doktor ise: "Ha öylemi o halde şu ilaçları kullansın geçer"
demiş.
Adamın biri son durumunu sormak için
doktoruna gider. Doktor dosyaları inceler ve kötü haberi verir:
"Efendim, sizin 3 haftalık ömrünüz kalmış, vee"
Hasta: "Evet devam edin"
Doktor: "3 haftadır da sizi arıyoruz"
Adamın biri paraşüt almak için bir
dükkana girer ve satıcıyla konuşmaya başlar: "Efendim, paraşüt
açılmazsa ne olacak?" Satıcı: "Olur mu beyefendi yedeği var onu
açarsınız" Müşteri: "Peki ya o da açılmazsa?" Satıcı: "Ürünlerimiz
garantilidir, getirin değiştiririz"
> Abi sen kaptan mısın?
< Evet kaptanım.
> Peki hangi kaptan? Su kabı mı yoğurt kabı mı?
17 Haziran 2009
15:33 |
keyifliblog |
0 yorum
| etiket:
bilgi
,
birikim
,
gaz
,
hava
,
komedi
,
komik
,
kuru fasulye
,
mizah
,
sindirim
,
türk
,
türkiye
,
yemek Osuruk Nedir?
Osuruk vücuttaki toksinleri atmanın bir yoludur.Mide ve bağırsaklarda
biriken aşırı miktardaki gazın baskı yapması sonucunda osururuz.
Osuruklar ana olarak beş çeşit gazdanoluşur;
Nitrojen(N2),karbondioksit(CO2),hidrojen(H2),metan (CH2),oksijen(O2)
Bunlardan metan patlayıcıdır.Yandığı takdirde mavi renk,güçlü bir alevi
olur.Bunu kendi kıçınızda denemeyin...Tabi bunlar tek başına osuruğa o
kokuyu vermezler.Kokunun nedeni karbon(C) ve sülfürdür(S).
Nasıl osururuz? Ağzımızı her açışımızda içeri hava girer ve döngü
başlar.Tahmin edeceğiniz üzere,içeri giren hava dışarı çıkmak
zorundadır. Bu durumda hava,sekiz metrelik bir sindirim tünelinden
geçtikten sonra dışarı çıkabilir. Hava,önce midemize girer.Bu sırada
hala sadece oksijen ve nitrojenden oluşan havanın bir kısım oksijeni
burada emilir,geri kalan mideden bağırsağa geçer.Fermantasyon sonucu
ortaya çıkan karbondioksit de birleşime katılır.Osuruğa
gürültülü,yüksek ve sulu sesi ile kokusunu verebilmek için
bağırsaklarda protein ve karbonhidrat olması gerekir.Sindirim sırasında
bakteriler fermente olup kalan besinlere saldırır.Bu sırada diğer
gazlar üretilir.Bazı yiyecekler gaz yapar;lahana gibi selüloz açısından
zengin besinler,fasulye,mantar...
Çıkmayan osuruğum nereye gider? Çıkmak isteyen gaz içerde durmaz.Kaale
almayabilirsiniz,bastırmaya çalışabilirsiniz,suçu başkasına
atabilirsiniz,ama eninde sonunda kokulu gerçek ortaya çıkacaktır.Zaten
osurmazsak vücudumuzdaki toksinler tekrar kana karışıp bizi
zehirler.Aynı zamanda da karın bölgesinde şişkinlik ve ağrıya neden
olur.Daha az osuruğun sırrı,yemek yerken konuşmamaktır. Eğer yemek
yerken konuşursanız ,gaz bir delikten içeri girecek ve bir başka
delikten de dışarı çıkmak isteyecektir.
Ünlü karikatürist Salih Memecan, TSK içine sızan komplocuların kirli planlarının sonuçlarının neler olabileceğini çizmiş.
Bir Fransız, bir İtalyan ve bizim Temel, gökdelen inşaatında çalışıyormuş. İnşaat 18’inci kata varınca, "Öğlen yemeği için in-çık yapmak zor olacak" düşüncesiyle evlerinden sefer tasıyla taşıdıkları yemekleri bulundukları katta yeme yolunu seçmişler.
Bir gün Fransız, sefer tasını açınca sinirlenmiş:
- Bizim hanım yine et sote koymuş sefer tasına. Eğer yarın yine sefer tasından et sote çıkarsa, kendimi buradan aşağı atacağım.
İtalyan da sefer tasında makarna görünce aynı tepkiyi ortaya koymuş:
- Bu sefer tasına yarın da makarna konulursa, ben de 18’inci kattan kendimi atacağım.
Temel de sefer tasındaki hamsiye bakıp, onlardan geri kalmamış:
- Fadime yarın da hamsi yaparsa, ben de buradan atlarım.
Ertesi gün öğlen saatinde sefer tasını ilk açan Fransız olmuş. Et
soteyi görünce, sözünü tutup, atlamış. Ardından İtalyan makarna
yüzünden 18’inci kattan kendini aşağı bırakmış.
Temel de sefer tasını merakla açmış, "Uyyy... Fadime yine hamsi yapmış" diyerek, arkadaşlarının arkasından yere çakılmış.
Üçü için düzenlenen cenaze töreninde Temel’in eşi Fadime ağlarken tekrarlayıp durmuş:
- Uy Temelum Temelum... Sabahınan kalktun... Hamsileri kendi elinle hazurladun...
Bir kadinin üç tane kiz çocugu vardir.
Tesadüfen üçüne de aynı zamanda talip çıkar.Tek bir
dügünle üçü de evlenir ve yuvadan uçup giderler.Kizlarin hepsi de
farkli sehirlere gitmislerdir. Anneleri, el bebek gül bebek
büyüttügü kizlarinin evlilik yasamlarini; ancak özellikle ask
hayatlarini merak etmektedir. Ancak kizlari yatak olaylarini acik açik
anlatmaktan çekindikleri için bir yöntem gelistirirler.
Kizlar annelerine, o günkü Hürriyet gazetesinde çikan gazete ilanlarina
atifta bulunarak, ask hayatlari hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda büyük kizdan mesaj gelir.
Mesajda ‘ruffles’ yazmaktadir. Kadin merakla Hürriyet gazetesini alir
ve ilana bakar:
"Ruffles. Hem eglenceli hem de doyurucu "
Kadin çok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye baslar. Bir sure
sonra
ortanca kizindan bir e-mail mesaji gelir.
Mesajda ‘Maxwell coffee" yazmaktadir.
Hemen gazeteyi eline alir ve ilani bulur:
" Maxwell...Her damlada büyük zevk. "
Kadin yine çok mutlu olur ve bu kez küçük kizindan mesaj
beklemeye baslar.
Uzun sure mesaj gelmez.kadin tedirgin olur, ama beklemeye
devam eder. En sonunda küçük kizindan da bekledigi mesaj gelir:
"Turkish Airlines"
Kadin merak ve heyecanla Hürriyet gazetesini eline alir ve
ilani okuduktan sonra düsüp bayilir:
‘ Turkish Airlines, Haftada 7gün, günde 3 sefer...
Üstelik her tarafa."
Bir rahibe günah çikartmak için rahibin yanina gidiyor. Rahibe:
-"Benim hayatimda bir erkek var, ama o..... çocugunun teki" diyor.
Rahip soruyor:
-"Neden ona o.... çocugu diyorsun?"
-"Çünkü o benim yanagimi oksayip, beni öpüyor."
Rahip, rahibenin yanagini oksamis ve öpmüs sonra sormus:
-"Böyle mi?"
-"Evet!"
-"Bu ona o..... çocugu demeni gerektirmez kizim!
-"Ama o benim elbiselerimi çikartip vücudumu da oksayip öpüyor."
Rahip rahibenin elbiselerini çikartmis ve bir süre sevismisler. Sonra rahip yeniden sormus: -"Böyle mi?"
-"Evet!"
-"Ama bu da ona o..... çocugu demeni gerektirmez."
-Iyi de peder, sonra bir güzel beceriyor beni."
Rahip bunun üstüne rahibeyi beceriyor ve tabii ki soruyor;
-"Böyle mi?"
-"Evet" diyor yeniden rahibe.
Rahip:
-"Bu da ona o..... çocugu demen için yeterli sebep degil."
Rahibe bu sefer bagiriyor:
-"Ama o AIDS'liymis."
-"Vay o..... çocugu!"